ZEN VE MOTOSİKLET BAKIM SANATI Değerlerin sorgulanması, Robert M. Pirsig



ROBERT M. PIRSIG, Filozof, ING-1974, TR-2011 (8. baskı) Ayrıntı yayınları, Çeviri: Süha Sertabipoğlu, 370 sf.
(Bekir Kuru hazırlamıştır)
***Bu kitap tam 121 yayımcı tarafından reddedildiktensonra bir yayımcı kitap için standart avans olan 3000 doları ödemeyi kabul etmiştir. Oysa 1974’te basıldıktan sonra, kısa zamanda olağanüstü satmıştır***
 
Ve nedir iyi, Phaedrus,
ve nedir iyi olmayan –
Bunu söyleyecek birine ihtiyacımız var mı?
İnsan anlayışını, klasik anlayış ve romantik anlayış olarak ikiye ayırmak istiyorum.
Pahedrus’un kullandığı “klasik” ve “romantik” terimlerinin anlamı şöyledir:
Klasik anlayış dünyayı, saklı biçimin kendisi olarak görür. Romantik anlayış ise, o anki görünüşüyle görür. Bir romantiğe bir motor ya da makine çizimi ya da elektronik şema gösterdiğinizde onu ilgilendiren bir şeyler görmesi olanaksızdır.
 
Kuzey Avrupa kültürlerinde romantik tarz genellikle kadınlıklaözdeşleştirilmiştir, ama bu kesinlikle, zorunlu bir özdeşleştirme değildir.
Klasik tarz, tersine, aklı ve yasaları izler ki bunlar dadüşünce ve davranışların saklı biçimleridir. Bu, Avrupa kültüründe öncelikle erkeksi bir tarzdır ve bilim dalları, hukuk ve tıp kadınlar için bu yüzden pek çekici olmamıştır. Motosiklet sürmek romantik olmasına karşın motosiklet bakımı tam anlamıyla klasiktir.
….ve bildiğim kadarıyla kimse bu iki gerçeği ya da tarzı gerçekten birbiriyle uzlaştırarak yaşamıyor. Gerçeğin bu iki görüntüsünün çakıştığı bir nokta yok.
Mark Twain, Mississippi Nehri’nde seyretmek için gereken analitik bilgiyi (not: klasik tarz) edindikten sonra nehrin güzelliğini yitirdiğini görmüştür.
Phaedrus tüm yaşamını, tüm teknolojinin, tüm modern bilimin, tüm Batı düşüncesinin temelindeki akılcılık hayaleti peşinde harcadı.
Zaman zaman, gerçekte ilerleme olmadığı savunulur; kitle savaşlarıyla çok sayıda insanı öldüren, karaları ve okyanusları daha çok atıkla kirleten, zorlama mekanik bir varoluşa tabi kılarak insanların değerini yok eden bir uygarlığın, yalnızca avcılık, toplayıcılık ve tarımın var olduğu tarih öncesi çağlara göre ilerleme sayılabilmesi çok zordur. Denir. Ama bu düşünce romantik bir çekiciliği olmasına karşın yararsızdır.
Zaman zihnin duyu verilerini alırken sağlamak zorunda olduğubir “sezgi”dir. (Kant’ın deyişiyle)
Hinduizm, Budizm ve Taoizm arasındaki doktrin farklarının Hıristiyanlık, Müslümanlık ve Yahudilik arasındaki doktrin farkları kadar önemli olmadığını fark etti.  Bunlar için din savaşları yapılmamıştı, çünkü gerçekle ilgili sözsel açıklamalar hiçbir zaman gerçeğin kendisi sanılmıyordu.
Resmi olarak okul, bir “eğitim fakültesi”ydi. Bir eğitim fakültesinde öğretirsiniz, öğretirsiniz, öğretirsiniz; araştırma için zaman yoktur, dış olaylara katılmak için zaman yoktur.
Phaedrus’un hazırladığı notlar şunları açıklıyor:
Gerçek üniversitenin spesifik bir yeri yoktur. Mala mülke sahip değildir, ücret ödemez ve maddi bir aidat almaz. Gerçek üniversitezihinsel bir durumdur. Yüzyıllardır sürüp bize dek gelmiş ve herhangi belli bir yeri olmayan büyük akılcı düşünce mirasıdır. Gerçek üniversite aklı kendisinin sürüp gitmesinden başka bir şey değildir.

Tümüyle güvendiğiniz bir şeye asla kendinizi adamazsınız. Kimse yarın güneşin doğacağını fanatik bir biçimde haykırmaz. Çünkü güneşin yarın doğacağını herkes bilir.
Nitelik…ne olduğunu biliyorsunuz ama yine de ne olduğunu bilmiyorsunuz. Ama bunda bir çelişki var. Bazı şeylerin ötekilerden daha iyi olduğu anlaşılıyor…ama  “daha iyi olmak” nedir?
Yalnızca, ilerdeki bir hedef için yaşamak, sığ bir şeydir. Yaşamı dağın tepesi değil, eğimleri ayakta tutar. Her şeyin büyüdüğü yerdir burası.
Pahaedrus’un kendi oluşturduğu tanım şuydu: “Nitelik,düşüncenin ve anlatımın, düşünce dışı bir süreçle tanınan özelliğidir. Tanımlar katı ve formel düşüncenin ürünleri olduğundan, nitelik tanımlanamaz.”
Eğer bir şeyi tanımlayamıyorsanız onun var olduğunu bilmenin hiçbir formel, akılcı yolu yoktur.
Ama sonra, (Phaedrus) tahtadaki tanımın altına şunu yazdı: “Fakat, Nitelik tanımlanamazsa da Niteliğin ne olduğunu bilirsiniz!” ve fırtına yeniden koptu.
“Bir şey”,  diyordu, “eğer dünya onsuz normal işlevini yapamıyorsa, vardır. Tanımlansa da tanımlanmasa da, Nitelik olmayınca dünyanın işlevinin Anormalolacağını kanıtlayabiliyorsak Niteliğin de var olduğunu kanıtlamış oluruz.” Phaedrus, sonra devam edip, bildiğimiz biçimiyle Dünyanın betimlemesinden Niteliği çıkardı.
Bu çıkarma işleminin ilk kurbanı güzel sanatlardır.  Sanatta iyi ile kötüyü birbirinden ayıramıyorsanız bunlar yok olur. Yağlıboya bir tabloyu duvara asmamız, çıplak duvar da onun kadar güzel duruyorsa anlamsızdır. Müziğin kaydından kaynaklanan gacırtılar ya da seslendirme aygıtının uğultusu da kulağa aynı şekilde iyi geliyorsa senfoniler anlamsızdır.

Şiir yok olacaktı. Komedi de yok olacaktı. Esprileri kimse anlamayacaktı, çünkü mizah olanla mizah olmayan arasındaki fark, saf Nitelikti.
Sonra Niteliği ticari alandan çıkardı ve olacakları kestirdi. Tat niteliği anlamsız olacağından süpermarketler yalnızca pirinç, mısır, soya fasulyesi gibi temel tahıllar ve un vs satacaktı. Alkollü içkiler, çay, kahve, tütün yok olacaktı. Sinemalar, danslar, tiyatrolar ve dans partileri de öyle.
Uygulamalı bilimlerde ve teknolojide çok büyük değişimler olacak, ama saf bilimler, matematik, felsefe ve özellikle de mantık değişmeyecekti.

Phaedrus bu sonuncuyu çok ilginç buldu. Niteliğin yok olmasından en az etkilenenler saf entelektüel uğraşılardı. Nitelik düştüğünde yalnızca akılcılık değişmeden kalıyordu. Bu garipti. Neden böyle oluyordu?
Bilmiyordu, ama bildiği, dünyanın bildiğimiz resminden Niteliği çıkarmakla bu terimin, varlığını bilmediği öneminin büyüklüğünü açığa çıkarmış olduğuydu. Dünya onsuz işlevini sürdürebiliyordu, ama yaşam öyle tatsızlaşıyordu ki neredeyse yaşamaya değer bir yanı kalmıyordu. Yani yaşamaya değmez oluyordu. Değmek sözcüğü de bir Nitelik terimidir. Daha doğrusu yaşam hiçbir değer ve amaç olmaksızın yaşanacaktı. Nitelik çıkarıldığında dünyanın normal işlevini sürdüremeyeceği açıkça görüldüğüne göre, tanımlansa da tanımlanmasa da Nitelik vardır.
Niteliği öznel ya da nesnel olarak sınıflamaya çalışmak, onu tanımlamaya kalkışmaktır. Oysa ben zaten onun tanımlanamaz olduğunu söylemiştim.
Onun uğraştığı Nitelikler –“mükemmellik”, “değerlilik”, “iyilik” fiziksel özellikler değildi ve ölçülemezdi.
Eğer öznellik, dedi, önemsiz diye bir kenara atılırsa tüm bilim de onunla birlikte atılmış olur.
Bilimsel materyalizmi böylece çürütmesi onu idealist felsefe kampına atmış gibi görünüyordu.
…saf Niteliğinherkes için aynı olmasına karşın, insanların, niteliğin bulunduğunu söyledikleri nesnelerin kişiden kişiye farklıolmasıydı.
Bir kere, neyin düşünce neyin madde olduğu hakkında mantıksal netlik yokken Niteliğin düşünce mi yoksa madde mi olduğunu nasıl söyleyebilirdi ki?
Nitelik, ne düşüncenin ne de maddenin bir parçası değildir dedi. O, ikisinden de ayrı, üçüncü bir kendilikti.
Dünya Phaedrus’a göre üç şeyden oluşuyor şimdi: Düşünce, madde ve Nitelik.
Niteliğin özneyle ya da nesneyle, bağımsız olarak ilişkili olamayacağını, yalnızca, bu ikisinin birbiriyle olan ilişkisinde bulunabileceğini gördü. Bu, özneyle nesnenin buluştuğu noktaydı.
Bu, heyecan vericiydi.
Nitelik bir şey değildi, bir olaydı.
Nitelik, öznenin, nesnenin farkına vardığı olaydı.
Ve nesne olmadan özne olamayacağından- çünkü öznenin, kendisinin farkında olmasını nesneler sağlar- Nitelik öznelerin de nesnelerin de farkına varılmasını olanaklı kılan olaydı.
Özne ve nesnenin varoluşu tümüyle Nitelik olayından kaynaklanmaktadır. Nitelik olayı, Niteliğin nedeni olduğu sanılan özne ve nesnenin nedenidir!
Geçmiş, yalnızca anılarımızdadır; gelecek yalnızca planlarımızdadır. Şimdi ise bizim tek gerçeğimizdir.
Düşünsel olarak kavranan her şey daima geçmiştedir ve bu nedenle gerçekdışıdır. Gerçek daima, düşünselleştirme oluşmadan öncekigörme anıdır. Başka gerçek yoktur. Bu düşünce öncesi gerçekliği Phaedrus Nitelik olarak tanımlamakta haklı olduğunu düşünmüştür. Düşünsel olarak tanınabilen her şey bu düşünce öncesi gerçeklikten çıkmak zorunda olduğundan Nitelik tüm özne ve nesnelerin ana-babası, kaynağıdır.
Hamhalatlar, Niteliği, yani düşünce öncesi gerçekliği, genellikle nesnel gerçeklik ile onun öznel algılanması arasındaki, önemsiz, olaysız bir geçiş süreci olarak görürler.
Buna karşılık Phaedrus’un onlara verdiği de metafizik bir hiyerarşiydi ve şöyleydi:
Politik programlar, ancak temeldeki toplumsal değerler sisteminin doğru olması durumunda etkili olabilecek, toplumsal niteliğin sonuç ürünleridir.Toplumsal değerlerin doğru olması için bireysel değerlerin doğru olması gerekir.Dünyayı düzeltmenin yeri ilk olarak kendi yüreğimiz, kafamız ve ellerimiz ve sonra onlardan çıkan iştir.    
Bilim “değerden yoksun”du. Bilimin bir araştırma konusu olarak Niteliği kavrama yeteneğinin olmaması, bilimin bir değerler sistemi oluşturmasını olanaksız kılıyordu.
Platon’un retorikçilereduyduğu nefret, çok daha büyük bir savaşımın bir parçasıydı; Sofistlerin temsil ettiği “İyigerçeği ile, diyalektikçilerin temsil ettiği Doğru gerçeğinin, insanoğlunun gelecekteki düşüncesini belirlemek için giriştiği dev bir savaşımın. Doğru kazandı, İyi kaybetti ve bu nedenle bugün, birine ötekinden daha fazla bağlı olmasak da Doğru gerçeğini kabul etmede bu denli az zorlanıyoruz ve Nitelik gerçeğini kabul etmede bu denli çok zorlanıyoruz.
Pahedrus, Sofistleri daha çok onaylamaktadır.
“İnsan her şeyin ölçüsüdür.” Evet, Nitelik hakkında söylediği budur. İnsan, öznel idealistlerin sandığı gibi her şeyin kaynağı değildir.
Bizim erdem diye peşinden koştuğumuz Grek dilinde arete, mükemmellik denen şeydir.
Phaedrus kendine karşı görevtanımıyla da büyülendi sanki; bu bazen Hintçe Tekolarak tanımlanan Saskritçe sözcük dharmanın neredeyse tam çevirisiydi.
Şimşek çakıyor! Nitelik! Erdem! Dharma!
Phaedrus, Thoreau’dan bir satır anımsadı: Bir şey yitirmeden asla bir şey kazanamazsın.”
İnsanoğlu, doğanın görüngülerini kendi güç ve zenginlik düşlerinin muazzam belirtilerine dönüştürebilecek bilimsel yeterliliğe sahip imparatorluklar kurdu- ama bunu almak için verdiği şey, aynı büyüklükte bir anlayışın imparatorluğuydu: Dünyanın bir parçası olmanın ve onun düşmanı olmamanın ne olduğunu içeren anlayışın.
Phaedrus, Grekçe kurt anlamına gelir.
Phaedrus’un Nitelik dediği şeyi Sokrates hareketli, her şeyin kaynağı ruh olarak niteler. Çelişki yoktur.
Nedir iyi, Phaedrus, ve nedir iyi olmayan-bunu söyleyecek birine ihtiyacımız var mı?
Bu kitap, maddi başarıya karşı kültürel bir ayaklanmanın baş gösterdiği bir zamana da rastlamıştır. Hippiler maddi başarıyı tamamen reddediyorlardı. Muhafazakârlar şaşkındı. Maddi başarı, Amerikan rüyasıydı.
Hippilerin kafasında, istedikleri bir şey vardı ve buna “özgürlük” diyorlardı; ama “özgürlük” tümüyle negatif bir amaçtır.Yalnızca bir şeylerin kötü olduğunu söyler.
Bu kitap, maddi başarıya karşı başka, daha ciddi bir alternatif önerir. Daha doğrusu bir alternatiften çok “başarı”nın anlamını salt iyi bir iş bulmak ve sorunlardan uzak durmaktan daha geniş boyutlara vardırmaktır önerdiği. Ve salt özgürlükten de daha geniş bir şeydir. Çalışmaya, sınırlandırıcı olmayan pozitif bir amaç sağlar. Sanırım kitabın başarısının asıl nedeni buydu. Tüm kültür, tam da bu kitabın önerdiği şeyleri aramaktaymış. İşte bu anlamda kitap bir taşıyıcı oldu.
Reklamlar
Categories: Değerlerin sorgulanması, MOTOSİKLET BAKIM SANATI, Robert M. Pirsig, ZEN | 3 Yorum

Yazı dolaşımı

3 thoughts on “ZEN VE MOTOSİKLET BAKIM SANATI Değerlerin sorgulanması, Robert M. Pirsig

  1. Niteliksiz/Sezgisiz Aklın tehlikelerini/soğukluğunu ve Birikimsiz Sezginin hurafeleşebileceğini unutmaksızın, Akıl-Sezginin tüm insanlığa ve doğaya hürmet edeceği bir dünya özlemiyle sevgiler.
    Eline sağlık sevgili ağabeyim.

    Beğen

  2. Adsız

    Yıllar önce okuduğum ve beni oldukça etkileyen bir kitap. Sayın Kuru'nun diline ve yüreğine sağlık. Kritik çözümlemeleri nefis özetlemiş.
    Atilla Çelik

    Beğen

  3. Kitabınomurgası serüveni beni heyecanlandırıyor.
    Katkıların için teşekkür ederim.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: