MAHŞERİN DÖRDÜNCÜ ATLISI Andrew Nikiforuk



(Salgın ve Bulaşıcı Hastalıklar Tarihi) 

ANDREW NIKIFORUK, Gazeteci, ING (CAN)-1991, TR-2000, İletişim yayınları, Çeviren: Selahattin Erkanlı,  286 sayfa.

(Bekir Kuru hazırlamıştır)



1.ATLI yaşamı ve umudu, 2.ATLI iktidarı ve resmi politikaları, 3.ATLI refah ve kıtlığı, karamsar ekonomiyi, 4.ATLI ise veba ve ölümü temsil eder. Dört atlı, kâh devrimlerle, kâh kıtlıklar ve sürekli değişen ölümcül salgın türleriyle dünya tarihini hep birlikte yazmışlardır.

Bakteriler, ATALARIMIZ olmakla kalmaz, bizim bir numaralı yaşam-destek sistemimizi de oluştururlar. Sularımızı temizler, atmosferi besler ve ölülerimizle ilgilenirler. Hayatı işgal etmek ya da yok etmek yerine, onu besleyip korurlar. Gezegenimizin en eski, en parlak ve en kalabalık yaşam biçimi olan bakteriler, gruplar halinde, TEK BİR BÜYÜK ÜST-ORGANİZMA olarak çalışırlar. Başarılı bir yaşam ve gezgeni organize etme sanatını öğrenmeleri iki buçuk milyar yıllarını almıştır. İyi bir neden olmadıkça birbirlerini yemezler. İnsanlar, ancak yazılı olmayan bakteri kurallarını çiğnedikleri, onu tekmeleyip ezdikleri zaman bir ölüm makinesine dönüşmüştür. Başka hiçbir canlı ya da tür, üst-organizmayı bizim kadar rahatsız etmemiş, ona meydan okumamıştır.

Bakterilerin, tarihin şanlı sayfalarında, fotosentezi, ultraviyole ışınlarına karşı koymak için pigmentleri ve A vitaminini keşfettikleriyazılıdır. Korkusuz bakteri ordularının hidrojenle beslenip oksijen çıkarmış olmaları da başka bir kahramanlık öyküsüdür. Bakterilerin diğer patlayıcı gazlarıyla(amonyak, karbondioksit ve metil klorür) birleşen oksijen, diğer canlıların yaşayabileceği dost atmosferi yaratmıştır. GEZEGENİMİZİN İSTİKRARI, hala, BAKTERİLERİN TOPLU HALDE BESLENMESİNE, GAZ ÇIKMASINA ve DIŞKILAMASINA BAĞLIDIR.




İlk çiftçiler toprağı altüst edip mikropları ayaklandırarak,her yıl kızamıktan antraksa kadar birçok ölümcül salgını hasat ettiler.




SITMAdan ölüm, Panama geçidindeki inşaat faaliyetinin durmasına neden olmuştu, ta ki, Amerikalı mühendisler sıtmaya dirençli işgücünü ithal dene dek: Siyah kölelerin torunlarını.




Vakanüvisler VEBAnın Avrupa’yı alt üst ettiğini yazarken durumu abartmıyorlardı. Alaşağı edilen ilk kurum feodalizm oldu.





VEBAdan çok sayıda din adamının ölümü Latincenin eğitimdeki gücünü zayıflattı ve uluslararası bir dil olarak Avrupa’daki, egemenliğine son verdi. Öğrenim artık sıradan insanlara ulaşmıştı. Veba, Kilisenin Latince’sinin yanı sıra otoritesinin de zayıflamasına yol açtı. Avrupa, birbiri ardına gelen hastalık dalgalarıyla çalkalandıkça, müminler Tanrı’nın çıldırdığını ve rahiplerinin tek bir pireyi bile iyileştirmede aciz kaldığını düşünmeye başladı.



1348′de Venedik‘in hastalık taşıyan gemileri, insanları ve malları bir arada tutmak üzere karantina uygulamasına öncülük etti. …. Gemilerin quaranti giorni (kırk gün) boyunca alıkonması geleneği kısa sürede Avrupa denizciliğinin standart uygulamaları arasına girdi.

Bering boğazından Asya’dan Amerika’ya giriş soğuk ve zorlu olduğu için, hasta göçmenler mikroplarıyla birlikte çabucak öldü. Tarih öncesinde Alaska, dağları, karı ve buzullarıyla bir tür mikrop filtresi işlevi gördü ve sağlam olanları kabul edip olmayanları dondurdu. Eskidünya ve yenidünya birbirinden tamamen farklı parazitler geliştirdi. Çocuk felci, sarılık ve frengi hariç, Amerikan yerlileri hastalıksız yaşadı. Ancak, ortalıkta sürekli mikrop tehdidi olmadığından bağışıklık sistemleri zayıfkaldı.


Doktorların ve bir aşının, önlenmesinde önemli rol oynadığı tek hastalık çiçektir.

Yüzyıllar süren düşmanca karşılaşmalardan sonra, insanların ve mikropların, ilaçlar ve aşılar işe karışmadan, doğal ekolojik bir ateşkesimzaladıklarına kuşku yok. Bu barış, daha iyi beslenme koşullarısağlanmaksızın gerçekleşemezdi.


PENCERELER, güneş ışığının, içeri girip tüberküloz dahil tüm mikropları öldürmesini sağladı, PAMUKLU GİYSİLER de tifüse son verdi. Yünün aksine, kirli pamuklular şekilleri bozulmadan kaynatılabiliyor, böylece bitler temizlenmiş oluyordu. 19 yüzyıl Avrupalılarının ortalama yaşam sürelerini yükseltmede, saydam pencereler ve pamuklu iç çamaşırlar, dünyanın tüm ilaçlarından ve tıp mezunlarından daha çok işe yaradı.




Ölümün TESADÜFİ ve ANİ oluşu, bir insana yürekten bağlanmayıAKILSIZLIK haline getiriyordu.



Hansel ile Gretel, üvey anneleri KITLIK yüzünden onları beslemek istemediği için ormana bırakılmıştır.





Bir bireyin, hem dost, hem sırdaş, hem evi geçindirebilirhem de aşk oyunlarını bilir olmak gibi ağır bir yükü taşımasını beklemek, hastalıklardan mustarip atalarımızın tercih edeceği bir şey değildi. Kendilerini romantik bir aşkın sıkıntısından ya da hoş olmayan bir eşten kurtaracak mikroplar olmadığı için modern erkekler ve kadınlar yapılabilecek en iyi şeyi yaptılar: Yığınlar halinde boşanma mahkemesine yürüdüler.




Dördüncü Atlı‘nın hiç yalnız bırakmadığı atalarımız yaşlılara saygı gösterirdi, çünkü yaşlanmak hem salgınlardan kurtulma başarısının göstergesi hem de doğal bir mucizeydi. Atalarımız banliyö yaşamının sıkıcılığını ya da yalnız ölmenin dehşetini dert etmek zorunda değildi.




Kuduz ya da çiçek ile karşılaştırıldığında GRİP, hoş bir sıkıntıdan başka bir şey gibi görünmüyordu.   Yüzlerce yıl önce gribe yakalananlar kısa süre için halsizleştiren hastalığa yeni keyif, “neşeli sohbet”, “nazik nasihat”, asil veba, “yeni ahbap” ya da “sıkıntı” (grippe) adlarını verdiler.

Ortaçağ’ın CÜZZAMı vardı, rönesansın FRENGİsi. Sanayi Devrimi TÜBERKÜLOZu seçti.




Teknolojik ilerleme dünyamızı değiştirdi, ama sanki dünya, zekâmızı bize karşı kullanarak bizden intikam almaya çalışıyor.                  
Japon bilim adamı Akiba gerçekten de korkutucu bir şey keşfetmişti: Bir antibiyotik ya da antibiyotik grubu bir mikrobu etkisiz hale getirmeden önce, mikrop, gerçek bir GERİLLA gibi, DİRENME “BİLGİSİ”ni diğer bakterilere geçirmiş olabilirdi.


Stuart Levy, sıradan bir İNEĞİN bir günde insandan yüz kat fazla dışkı çıkardığını tahmin ediyor. Eğer yaşlı Sarıkız doğumundan beri antibiyotiklerle beslenmişse, dışkısı büyük ihtimalle antibiyotiklere dirençli mikroplar içerecektir.



Çok eski tarihlerin ve eşsiz genetik alışkanlıklarına rağmen bakteriler önemsenmiyor ve görmezden geliniyor. Ama insan türü üst-organizmaya saygı göstermeyi öğrenmedikçe ve teknolojik zorbalığını sürdürdükçe, dünya sağlığı biyolojik türde gerilla çatışmalarına giderek daha açık olacaktır.

Beş Milyar insanın, biyolojik bir tepkiye yol açmaksızın, iklimi istediği gibi değiştirebileceği ya da diğer türleri yok edebileceğidüşüncesinin çılgınca bir yanılsama olduğu, artık bazı bilim adamlarınca kabul ediliyor.

Ne var ki, birleşik bir savunma inşa edebilme yeteneğine sahip üstorganizmanın aksine, VİRÜSLER daha çok 20.YÜZYIL TERÖRİSTLERİ gibi davranıyor. Bombalarını hiçbir uyarıda bulunmaksızın bırakma eğilimindeler. Bu biyolojik roketlerden birinin NÜKLEER BOMBA GÜCÜYLE PATLAMASI ARTIK YALNIZCA BİR ZAMAN MESELESİ.




Mikropların enerjisi üzerine kurulu uygarlıklar, yine bakteri ritimlerine uygun olarak kurulup yıkılacaklardır.

Doktorlar şimdiye ek hiçbir büyük salgının ilerleyişini durduramadıya da etkileyemedi, bunu becereceğe de benzemiyorlar.



Modern tıp, mikrop teorisinden vazgeçip salgınları, İNSAN KÜLTÜRÜNDEKİ EKOLOJİK RAHATSIZLIKLAR olarak görünceye kadar, hastalıkların gölgesinde sakat bir güç olarak var olmayı sürdürecektir.  

Modern insan ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ne Dördüncü Atlı’yı kandırabilir, ne salgınların tarihteki dirençli varlığını inkar edebilir, ne de üst-organizmayı yenebilir.

Reklamlar
Categories: Andrew Nikiforuk, MAHŞERİN DÖRDÜNCÜ ATLISI | Yorum bırakın

Yazı dolaşımı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: