İNANILMAZA İNANMAK İnanışların Evrimsel Kökeni, Lewis Wolpert

LEWIS WOLPERT, Gelişimsel Biyoloji, PhD, Prof, Uni Coll London, TR-2011, Gürer Yayın, Çeviri: Füsun Elioğlu, 256 sf.






İnanışlar, mülkiyet ve kimlik gibi insanlara kendilerini iyi hissettiriyor.

Biyolojik ve geleneksel olarak, görmek/varmak istediğimize ulaşmaya ve inanmaya meyilliyiz.





Bir ankette, akademisyenlerin %94‘ünün, kendilerinin diğerlerinden daha iyi olduğuna inandığı ortaya meydana çıkmıştır; insan, kendini başkalarından daha iyi olarak görmeye meyillidir.







MIT(Massachusetts Institute of Technology)de yapılan bir bilimsel araştırmada, insanların ön tanıtım sonrasında tanıştırıldıkları insanlar hakkında, tanıtımın etkisi altında kalarak değerlendirme yaptıkları gösterilmiştir. Şartlanmaya eğilimliyiz.

-İnsanları tutsak etmenin ve vicdanları ele geçirmenin 3 yolu vardır: OTORİTE, MUCİZE, BİLİNMEZLİK.

Güven ve alışkanlık, özsaygı ve iyi hissetme halini desteklemektedir.

Ulaşılabilir, bellenebilir ve örneklenebilir olana inanabilmek kolaylaşmaktadır.


DİN, anlam-değer-kimlik bulma, ortaklaşma/yardımlaşma, cevap bulunmadığında etrafındakilerin yaptığına iştirak etme, yapabilmek istediklerini inanılan Tanrı’ya atfetme anlamlarını taşır (Feuerbach).

Çoğu insan için, toplumun bir şeye inanması, inanılanın mantıklı olmasından daha önemlidir.



Toplu inanmanın yol açmış olduğu akıl dışı savaşlar unutulmamlıdır; erkek hegemonyasının toplu inanmaya bağlı iğrenç zulümlerinden olan CADI AVI, yüzlerce yıl sürmüş ve KADINLARA dehşetler yaşatmıştır.
Avrupa’da kayıtlı son CADI idamı 1782 gibi yakın bir tarihte İsviçre‘dedir.

 




Ameliyat öncesinde %10 ÖLÜM riski var denildiğinde kaçanlar, %90 YAŞAM şansı var denildiğinde ameliyat olmakta; bir ilacın içinde KUSTURUCU VAR denildiğinde %80 insan kusmaktadır. Plasebo ilaç ve yöntemler inanmaya yatkın insanlarda işe yaramakta; tersine etkiyle, kötü bir şey olacağına inanmak da olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir (Lanet, büyü inanışı ile Voodoo ölümleri Afrika’nın gerçeğidir).


ABD Bilimler Akademisi Üyesi olan bilim insanlarının 1914’de %40‘ı, 1933’de %20‘si, 1998’de ise %10‘u bir dine inanmaktaydı.

Pratik yaşamda büyük oranda önce AKIL sonra DİN işlerliğe konur.

Bilgilerimizi başkalarına aktarmak, önemli bir insanlık halidir ve gerçeğin herkesçe öğrenilebilmesi için sürekli hayata geçirilmelidir. Maymunlar, diğer maymunlara İSTEYEREK bir şey ÖĞRETEMEZ.






Bilgileri geliştirmenin başlıca yolu BİLİM‘dir. Sosyal Bilimler’in Doğa Bilimleri’ne göre yavaş kalmasının getirdiği kıskançlık, onları Doğa Bilimleri’ni GÜVENİLMEZ göstermeye sevketmektedir. BİLİM GÖRECELİLEŞTİRİLMEMELİDİR.



Bilim insanı, Sanat insanının aksine, birey olarak kendini önemsiz pozisyona çeker ve yaptıklarını edilgin fiilerle (passive voice) makaleleştirir.

Bilim kuramsal BİLGİ, Teknoloji ise NESNE üretir. Çin 18.yy.da Batı’dan geri kalmaya başladığında, teknolojide ileri bilimde geri pozisyondaydı.


 

MUTLU KİŞİ, OLAYLARIN NEDENLERİNİ ANLAYABİLENDİR  (Vergilius).





























Reklamlar
Categories: Lewis Wolpert, İNANILMAZA İNANMAK, İnanışların Evrimsel Kökeni | 2 Yorum

Yazı dolaşımı

2 thoughts on “İNANILMAZA İNANMAK İnanışların Evrimsel Kökeni, Lewis Wolpert

  1. Mükemmel bir seçki olmuş. Her not cümlesi unutulmaz bir aforizma değerinde…

    Beğen

  2. Teveccühün için teşekkürler Ağabey.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: