GÜNAH ŞEHRİ Hella S. Haasse (Roman)





HELLA S. HAASSE, Yazar (Hollanda EdebiyatınınBüyük Hanımefendisi”), FL:1951, TR:2011, Helikopter Yayın, Çeviren: Ayşen Anadol, 334 sf.







**Romanın arka planında, Rönesans döneminde yaşananlar (1495-1527) ve Roma’nın yağmalanması ile biten İtalyan Savaşları yer alır ve adı geçenlerin tümü (Michelangelo, Machiavelli, Colonna, Borgia vd.) gerçek kişilerdir.**

Yo, ne ölmekte olan söndürebilir ateşini yaşayanın,
  Ne de sonsuz zaman düzeltebilir karışıklıkları (Michelangelo’dan)


Vatikan koridorları pazar kurulan sokaklar kadar kalabalık; duvarların gözü kulağı var burada; insanın düşüncelerini dile getirmesi, hatta fısıldaması söz konusu bile değil.
…Venedik ve Roma’daki en zengin orospular bile şimdiki kardinaller kadar uzun kuyruklu giysilere bürünmüyor.



-Yabancının biri Roma’nın ne zaman sevinçten oynağını sorunca, bir rahip “Papa öldüğü zaman” cevabını vermişti. Papa Alexander öldüğünde, çürümeye başlayan, kimsenin dokunmak istemediği cesedi, ayaklarından sürüyerek San Pietro’ya götürülmüş ve tabuta yumruklana yumruklana sokulmuştu.
Açlıktan ve vebadan perişan düşen halk, Kutsal Pederin insan kisvesine bürünmüş şeytan olduğu sonucuna varmışa benziyor.


-Burada bukalemunun içinde yaşar gibiyim. Her şey durmadan değişiyor:  Unvanlar, ayrıcalıklar, makamlar, yeni gruplar esrarengiz bir çabuklukla bir gidiyor bir geliyor. İnsan her an yeni bir ayar yapmak zorunda; dün kudretli olan bugün gözden düşmüşe benziyor, ya da tam tersi.
Roma kadar siyasi çekişmelerin zehriyle kirlenmiş başka bir şehir yok.




Her daim pejmürde, toz içinde, kılıksız, her daim acayip, her daim ulaşılmaz MICHELANGELO. Ne büyük adam!…Roma’da çok düşmanı var. Görgü kurallarından haberi yok, hatta aslında kaba; günlerce tek kelime etmez, abus (somurtkan) suratlı, yabani. Neler söyleniyor hakkında… Peşin para alır, ama işi zamanında teslim etmez, hatta hiç etmez; yakışıklı oğlanların peşinde. 
…Roma’da geçirdiği günlerin her anı ıstırap doluydu, her an çağrılma olasılığı yüzünden hazırolda beklemek zorundaydı. 
Zorunlu avarelik, işkencelerin en kötüsü
…Michelangelo; kambur duruşlu, elleri çatlamış ve boğum boğum olmuş, saçı sakalı da taras taras. Burnu kırık; bütün yüzü çarpık gibi duruyor.


-(Michelangelo) Gençlikte ve aşikar güzellikte gördüğü tanrısallığın naçiz hizmetkarıydı. İnsan bedeni, mucize gibi bir hayatla dolu o beden, her hareketiyle, her duruşuyla öyle derinlemesine, öyle ahenkli bir tenselliğe sahipti ki gözleri yaşlarla doluyor, yüreği gümbürdüyordu.

-(Michelangelo-Sistine Şapeldeki figürler) Tonozlu tavandan ve pencerelerin üzerindeki kemerlerden aşağı, ona bakıyorlardı: Peygamberler, sibillalar, titanlar, destekleyici sütunların üzerindeki melek bebekler… Kendi yarattığı, içerlerdeki, kendisinin bile yoklamaya cesaret edemediği kaostan doğan yaratıklar. Kendi kuşkularının, umutsuzluğunun, acı ve korkusunun ete kemiğe büründüğünü görüyordu onlarda.
Gün be gün, yükseklerdeki iskelede, yukarı kaldırdığı kolu ile fırçayı kavrayan parmaklarına giren dayanılmaz ağrılarla homurdanarak yattığı yıllarda, yaratısının her zerresi sonsuza kadar belleğine kazınmıştı.


…Yüzü ter ve gözyaşıyla ve boya damlaları ile ıslanır, boğazı ve burun delikleri iskelenin çevresinde bulut gibi asılı toz ve ince parçacıklarla karıncalanırdı.

…Şafaktan gün batımına kadar, ışık iyi olduğu sürece yüksek iskeledeki yalnızlığı; geceleri, uykusuzluğun işkencesi. Bedeni tükenmişliğin, zihni kuşkunun acılarını çekerdi.





-(V.Colonna) Cinsel arzunun sarhoş edici coşkusuna güvenemezdi; ideal aşkın saflığına, iki benzer ruh arasındaki, mükemmellik modeli olarak gördüğü o destansı duygunun saflığına leke düşürmesinden korkuyordu. O ideal aşkı bozmamak için kendini geri çekerdi.



-Nereden başlarız arınmaya? Zihinlerimizde. Zihinlerimizi biçimlendirme, yöneltme hakkına kim sahip? Kendini kutsal olarak tanımlayan Kilise. Böyle bir tanım için pınar suyu kadar saf, kar kadar lekesiz, ateş kadar paklayıcı olması gerek. Ama Kilise pislik üretiyor. İbadet yüzeysel bir şey. Kardinaller, piskoposlar, en üsttekinden en alttakine kadar bütün rahipler kendilerini dünyevi tutku ve hırslara vermiş. Manastırlarda tembellik, ahlaksızlık kol geziyor… On Emir dürülüp bükülüp TEK EMRE dönüştürülmüş: BİZE PARA VERİN! Roma kokuşmuş, her yeri
..Alalım süpürgeyi, süpürelim mahkemeleri, tarikatları, manastırları.
Dünya malı seni zincirlemişse, Tanrı’ya doğru yükselemezsin.



-(Machiavelli) Papa’nın “Hükümdar” (Prens) kitabının basılmasına izin vereceği söyleniyor; basılırsa, gücün ne anlama geldiğini, yetke sahibi olmanın, hükmetmenin, düzeni sağlamanın, silah taşımanın ve tetikte olmanın, kısaca hükümdar olmanın ne anlama geldiği açık seçik anlaşılacaktır.
…Siyasetin kendine özgü çareleri vardır, kendi yolunu bulur ve bunun da sizin ve benim özel hayatımızda iyi ve kötü diye adlandırdığımızla hiç bir ilgisi yoktur. Önemli olan tek ölçüt vardır: Hızlı ve verimli çalışma. Bocalamamak, duraksamamak, koşulların tam da gerektirdiği yolu azimle seçmek. Sonuç alındığında o sonuca varmak için izlenen yolu kim umursar?
…Machiavelli; bir elçi, şair, filozof, dünyayı değiştirmek isteyen, kolay heyecanlanan, tuhaf bir adam.




-Dalgalarda çift çift oynayan yunusları seyrettim. Bir yunus eşini yitirirse üzüntüden ölür. Denizden doğan Venüs’ün oyuncu, sadık dostlarıdır onlar.



-(Leonardo da Vinci, Mona Lisa tablosu) En gizli ihtirasları gösteren, tabiatın bize döndürdüğü bir yüz bu; bir bilmece. Yüz canlı, anlaşılmaz bir biçimde kıpırdıyor. Dahice düzenlenmiş perspektifte parlak, açık seçik tamamlanmamış renkler, ışık ve gölge tonları, farklı derinlikler. Sanki bir pencereden içeri bakıyorsunuz. Öndeki figür kadın mı, erkek mi, yoksa çocuk mu, yetişkin mi, insan mı, şeytan mı, bilemiyorum. Bakarken o yüzün ifadesi değişiyor. O kısacık anda, önce zulüm ve hınzırca bir alaycılık gördüm; sonra hüzün ve şefkat ve en sonunda bana öyle geliyor ki dudakları ve gözleri gülümsüyor, esrarengiz bir tavırla, tatlı tatlı ve oyun oynar gibi.





-Sıradan bir İtalyanın ne olduğunu siz de iyi bilirsiniz… İlkesi yoktur, böbürlenir, zeki değil kurnazdır, yiğitlik gösterisi arşı alaya çıkar, ama aslında cesur değildir.

Onur duygusu, utanma duygusu olmayan bir asker şeytanın oyuncağıdır, hadsiz hesapsız acılara sebep olur.


-…Bu oyundaki piyonlar düşünmez, hissetmezler. Baş kaldıran, satranç tahtasındaki taşlar gibi oraya buraya sürülmenin aşağılayıcı olduğunu fark eden, pek azdır. 
…Bütün savaşları yıkım uğruna yıkım olarak gördüm. Çatışmanın nedeni ve amacı önemli değildi; askerler yalnızca birer figüran, ateş kusan tunç ve demir canavarların kölesiydi, şehirler ve köyler yalnızca birer hedef, savunmasız karınca yuvasıydı.


Her şeye gerçekte olduğundan farklıymış gibi davran. Gerçekliğin karşısındaki tek silah kesinlikle budur, o çirkin, çirkin gerçekliğin





Rüzgar en çok en yüksek ağaçları sallar.





Skandal kadar kârlı hiç bir şey yok. İnsanlar içlerinin gıcıklanmasını istiyor.





(Michelangelo) Figürleri mermerden kurtarırken, acılarını, dilsiz çaresizliklerini hissedebiliyordu. Körleşmiş bir öfkeyle, bir bu heykel bir öteki heykel üzerinde çalışıyordu; sanki o zalim taşın içinden kendi huzurunu çekip çıkaracaktı.



…(Michelangelo) yirmi yıldır orada duran Davut‘a (kendisinin yaptığı heykel-Floransa Güzel Sanatlar Akademisi’nde) her zamanki gibi içgüdüsel baktı.
 onlar için güçtü, cesaretti, haksızlık ve şiddete karşı soylu bir öfkeydi… Cesur Floransa Cumhuriyeti halkının simgesi…Devrim sırasında çoğu kişinin heykeli Medicilerin zulmüne karşı görünür bir protesto olarak kabul ettiğini hatırladı.


(Michelangelo) insanoğlunun hayvan ile Tanrı arasındaki acı dolu yolculuğunu resmetmek üzere seçilmiş olduğuna inanması…

(Michelangelo) varlığının bir parçasını yok oluşa terk edemeyecekse yapıtını asla tamamlayamayacaktı. 
O da potada kaynaşmayı bekliyordu. O da tekrar doğmak zorundaydı.



Reklamlar
Categories: GÜNAH ŞEHRİ, Hella S. Haasse, Roman | 3 Yorum

Yazı dolaşımı

3 thoughts on “GÜNAH ŞEHRİ Hella S. Haasse (Roman)

  1. Şimdiki gibi. On emirin yerine tek emir para geçmesi gibi….Savaşlar anlamsızdır….

    Beğen

  2. Beynine sağlık…..

    Beğen

  3. Sağolasın ağabeyim.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: