ELLERİNDEN KAYDI HAYAT Necdet Özkaya (Roman)


Necdet Özkaya, Hekim-Yazar, Okuyan Us Yayın, 2013, 486 sf.

Nasıl estiğidir önemli olan rüzgarın,
Nereden estiği değil.
Anlattıklarımdı önemli olan,
Tüm anlattıklarımdı ki
Anlattıklarımın yanında hiç bir önemim,
Değerim ve anlamım yoktu benim.




-Yolunda olduğunda hayat, her şeyin iyi gittiği anlarda, tüm sorunların çözümlendiğini ve şükür dualarıyla ellerini gökyüzüne açıp olumsuzlukların tümden silindiğini düşündüğü anlarda, işaret parmağını kıvırıp aynı parmağın ikinci ekleminin ucunu bir tahtaya mutlaka vuran, üç kez vurduğu tahtadan çıkan sesin duyulmadığına yönelik kuşkular yüzünden bir de sözlerle, sesli duyurabilmek için “Şeytan kulağına kurşun” denilen, “Çok güldük, mutlaka ağlayacağız” anlayışının benliğe, belleğe ve beyne işlendiği bir kültürden gelmektedir…


Kasabadaki her insanın ertesi gün ne yapacağını, sabah hangi çorbayı içeceğini, çalıştığı tarlanın kenarındaki gölge veren ağacın, hangi saatte, hangi yanının gölgelik olacağını ve bu ağacın gölgesinde kaç zeytin tanesi yiyeceğini dahi bilen insanlarla dolu ve herkesin birbirini tanıdığı, ormanlar köşesindeki bu yerleşim yerinde…
…yılın tüm günlerinde, yaz, kış, fırtına, yağmur, kar dinlemeden, kurulu bir saat gibi, aynı saatin, aynı dakikalarında uyanan, aynı hareketlerle giyinen, aynı cins peynir, zeytin ve aynı şekerli çayla kahvaltı eden, aynı dakikalarda evlerinden çıkan, aynı saatte dükkanını açan Cumhuriyet Caddesi’nin çorbacısı, berberi, aşçısı, elektrikçisi kısacası tüm esnafı, hepsi, aynı saatlerde yaptıkları sohbetlerinden sonra günün ilk müşterisinin gelmesini beklerler sabırla.

-İşkembe, paça, mercimek ve yayla çorbalarının buharları durmaksızın tüterken, bu buharlar, masaların üzerindeki cam kaselerden yayılan sarmısak, sirke, limon kokularıyla çözümlenemez gizemli bir koku birleşiminin formüllerini vermeye çalışırlar. Bu anlaşılamayan kokuların mistik formülleri, çorbacının pencerelerinin buğulanan camlarından akan buharların çizdiği yollarda, aslında, tüm gizlerini, rakamlarını, harflerini, işaretlerini ve çözüm sonuçlarını da yazmaktadırlar.

-Düz bir toprak parçasının, küçük bir noktasında, un ufak edilmiş toprak tanelerinin birçok tepe oluşturduğu ve bu tepelerin tam ortalarına, birbirlerine değmeden, dokunmadan, kimi tepenin ortasından yerin derinliklerine, diğerlerinin aynı delikten yerin yüzeyine, hızlı adımlarla yürüyen karıncalar gibi, köfte, tavuk, pirzola ızgarası yapılan tezgahın başına üşüşmüş …insanları görmezden gelerek yürüdüm (Lüks otelin yemekhanesinde).

Hayatını yitirmiş bir insanın evine gelen genç yaşlı, kadın erkek, üzgün, durgun, mutsuz kalabalık, aslında sonu olan hayatın bir gün mutlaka biteceğini, hiç kimsenin bundan kaçamayacağını ve kendilerinin de ayrıcalıklarının bulunmadığını tüm gerçekliğiyle algılarlar. Oturan insanların yüzlerini incelerler ve bir gün kendileri için evlerine gelecek insanların aynı mutsuzlukları yaşayacaklarını, acı duyacaklarını, sanki o gün çok yakınmış gibi, gözleri yaşararak, içleri burkularak bakarlar sessiz, kıpırtısız duran hüzünlü topluluğa.




Hayat anlamaya çalıştığınız, anladığınız, anlatabildiğiniz ve hiçbir zaman alışamadığınız bir sürecin anlamsız, anlaşılmaz anlarından oluşur. Mutlu ve sakin anlarınızın, yağan yağmurların, esen rüzgarların, kopan fırtınaların karşısında yılgınlığa kapılmadan, vakur, dik, dirençli durabildiğiniz anların toplamıdır geçen zaman.





Her şey masum bir öpüşmeyle başlar. Büyük günahlar, bir sarılmanın öleceğiniz son ana kadar sürmesini isteyebileceğiniz ve sarıldığınız insanın gövdesinin sıcaklığının hiç bitmemesini dilediğiniz o birkaç saniye içinde başlar.

aşklar, gözleri parıldayan iki insanın, gözlerinin tam ortasındaki büyük, sonsuz ve evrene benzeyen derinlikleri fark ettikleri an başlar.






Büyük ve sarsılmaz gibi görünen iyi ve sıkı dostlukların, inanılmaz şiddetler içerebilecek büyük düşmanlıkları doğuracak gebeliğin doğum anından önceki kısa bekleme süresinden başka bir anlama gelmeyebileceğini de unutmamalısınız.






Erdemlerin en önemli başlıklarından bir tanesi olan temizlik ve doğruluk anlamındaki saflık, yalın, içten ve duygusal kişilik özelliklerinin köşe taşlarından bir tanesidir.





Bir kartopu gibidir umut, bir tepeden yuvarlanıp hareket ederken giderek büyüyen… Bir kartopuna benzer umut, yerinde hareketsiz, isteksiz durduğu sürelerde durmaksızın eriyen, toprağa karışan, yok olan…





Çok küçük yaşam kesitlerinde, atılan tek bir adım, söylenen tek bir sözcük, yapılan küçük bir hareket, alınan herhangi bir karar, tüm yaşamı etkileyebilecek, değiştirebilecek büyük güçler taşır içerisinde.



Çalışan, üreten ve ulaştıkları teknolojik üstünlüklerle büyük güçlere ulaşan toplulukların uzak yollar aşarak geldikleri yerlerde, yaptıklarıyla yıktıkları küçük hayatları anlamaya çalışıyordum. Anlayamıyordum.
Üzüm bağlarının ve üretilen şarapların, ipekböceklerinin, dokunan ipek kumaşların, tahta tarakların ve kaşıkların, dantellerin, işlenen inanılmaz güzelliklerdeki desenlerin ayrıntılarını ve bunların tümünü yok eden anlayışların lanetlenmiş yolculuklarını çözümlemeye çalışıyordum. Çözümleyemiyordum.



-“Sen duygusallığın, sevginin ve aşk’ın, aynı beynin saldırganlık, sevgisizlik ve çıkarcılık üreten hücrelerinde üretildiğini biliyor musun?”



Her şeyin bittiğini, tükendiğinizi ve geriye dönüşü olmayan sorunlar denizinin derin sularında boğulmaya başladığınızı gördüğünüz en çaresiz anlarınızda dahi, o denizin sularında kaybolmamaya ve batmamaya çalışmalısınız. Hiç beklemediğiniz bir anda, doğmakta olan yeni günün mucizeler taşıyan eli, sizi o çırpınmakta olduğunuz denizin derin sularından çıkarıp kumsaldaki ılık kumların üzerine yavaşça bırakabilir.



-Sessiz, silik, durgun, ezilmiş, kendi halinde yaşamaya çalışan herhangi birinin (kadın, erkek, genç, yaşlı, çocuk hiç fark etmez) gövdesinde taşıdığı sessiz dinamitin fitilinin ateşlendiği an, yanan fitilin kıvılcımlar saçarak ve dinamitin hamuruna ulaşarak gerçekleştirdiği büyük patlamayla sessizliğin inanılmaz gürültülere, sinmişliğin en belirgin harflerle yazılmış destanlara, durgunluğun durdurulamayan hızlı devinimlere ve ezilmişliğin önüne gelen her şeyi, herkesi yaktığına, yıktığına ve ezdiğine tanık olabilirsiniz.
…sindirilmiş insanın gövdesindeki suskun dinamitin fitilini, herhangi bir haksızlık, yok sayma, önemsememe, saldırılar, yok etmeye yönelik çabalar bir anda ateşleyebilir. İşte o andan başlayarak, yok bilinen sessiz kişi, en inanılmaz gösterilerin, oyunların, şarkıların, şiirlerin, öykülerin dinleyeni değil bizzat anlatanı ve yaşatanı haline dönüşecektir.





Rastlantılar gerçekten ve ciddi anlamda önemlidir. Bu önemi kavrayamayan insanlardan, en büyük intikamı alabilir basit ve küçük rastlantılar.





Küçük aralar, molalar, yaşadığınız her şeyden tamamen uzaklaştığınız küçük dinlenme süreleri gerçekten çok önemlidir. Belleğiniz yeniler kendini, benliğiniz yeni ve hiç çiğnenmemiş patikalar gösterir size, aklınız gidilmemiş yolların karanlıklarını aydınlatır.





Mezarlıklardaki dev ağaçlar, çalılar, otlar, dallar ve yapraklar, toprağın altında yatan yüzlerce, binlerce ölünün gece ve gündüz başlarında beklerken, sessiz, yavaş ve inançlı ilerleyişleriyle, ince köklerinin uçlarını artık yaşamayan insanların parmaklarının uçlarına ulaştırırlar ve artık bütünleştikleri ölü vücutların hücrelerini, bu kökler aracılığıyla ağaçların, çalıların, otların, dalların, yaprakların ve yaprakların en uç noktalarının hücrelerine karıştırırlar ve ulu ağaçların en yüksek dallarındaki yapraklardan yakınlarını, sevdiklerini izlemelerini sağlarlar ölenlerin (Foto: Londra-St.Pancras’ta, büyüdükçe mezar taşlarını yutan ağaç).

İşte bazı zamanlar, ölmüş bir yakınınızın gökyüzünden size bakıyormuş gibi duyumsadığınız, ürperdiğiniz, titrediğiniz an, tam o andır.



Delirmiştim, deliydim, deliliklerin derinliklerinde, derin dehlizlerin doruklarında, daldığım denizlerin diplerindeki düşlerin dalgın duygusallıklarındaydım. Donmuş, dalgasız, durdurulmuş dakikaların duygusallıklarında dahi durmamalıydım, duraksamamalıydım, durmaksızın düşünmeliydim. Durdurulduğum duraklarda, denizlerin dipsiz derinliklerinde delirebilirdim.


İnsan beyni bu; ne zaman, nasıl, nerede, niçin ve neleri düşüneceğini bilemezsiniz. O, en çaresiz ve zorlu anlarınızda, anlamsız, gereksiz, boş düşüncelerin her şeyi yutan girdaplarının tam ortasına alır sizi ve durmaksızın evirir, çevirir, döndürür, dolaştırır ve bizzat kendisinin kararlaştırdığı bir anda atar sizi dışarıya kendi içinden. İşte dışarıya atıldığınız, fırlatıldığınız, tükürüldüğünüz, kusulduğunuz o an, yeniden duyumsadığınız benliğinizle artık eski tanıdığınız, bildiğiniz bir insan olmadığınızı anlarsınız.





ELLERİNİZDEN KAYIP GİDER HAYAT, ISLAK VE KAYGAN BİR SABUN GİBİ, YAKALAYAMAZ VE YOK OLURSUNUZ.





Reklamlar
Categories: ELLERİNDEN KAYDI HAYAT, Necdet Özkaya | 4 Yorum

Yazı dolaşımı

4 thoughts on “ELLERİNDEN KAYDI HAYAT Necdet Özkaya (Roman)

  1. Tıp doktoru Necdet Özkaya dostum, yazarlık hobisiyle asli mesleğinin önüne geçenlerden… Malumunuz, buna en iyi örnek Anton Çehov'dur… Çehov'un şu sözü pek bilinir: “Doktorluk karım, yazarlık ise metresimdir; maalesef, son yıllarda karımla pek münasebetim olmadı!…”

    Okuyana âdeta edebiyat aşısı yapan teshirli tasvirlerini okumak lazım Özkaya'nın…

    .*.

    Kemal KIRAR

    Beğen

  2. Dost Dr Necdet Özkaya ,caliskanlik ve uretkenligi ile , gozlemlerindeki ayrintilara dikkatini esere yansitmis…hayal gucunu ve sairane yonunu de birlestirmesi ile ortaya degerli eserler cikarilmis..Bu eserin icerigindeki Sayin Ferda Nihat Koksoy un vurguladigi alintilar da hakikaten sevgili Dr Necdet Özkaya nin kitabindan cok iyi secilmis….
    Kutlarim….Dr Zarif Ismail

    Beğen

  3. Sevgili Dr Necdet Özkaya nın
    Şair yönü, korkunç gözlem yeteneği,sınırsız hayal gücü, çalışkanlığı ve bilgi birikimi azmi ile birleşince çok keyif alarak okuduğumuz değerli eserlar ortaya çıkmış…Kutluyorum tekrar.
    Ayrıca sayın Ferda Nihat Köksoy dan kitapdan alınan cümlelerin seçimi ve kendi sentezleri takdire şayan…..

    Beğen

  4. Dr Necdet Özkaya'ya ve Ferda Köksoy'a bu güzel eser için teşekkür ederim…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: