Dan Brown CEHENNEM (Roman)

DAN BROWN, Yazar, USA-2013, TR-2013, Altın Kitaplar, Çeviri: İpek Demir, Petek Demir, 574 sf.


-Hıristiyanlıkta “Cehennemlik Yedi Ölümcül Günah, KİBİR, HIRS, ŞEHVET, KISKANÇLIK, AÇGÖZLÜLÜK, ÖFKE ve TEMBELLİKtir. 

Cehennemin en karanlık yerleri, buhran zamanlarında TARAFSIZ kalanlara ayrılmıştır.

-Ölümden sonraki hayat hakkında şimdiye kadar yapılmış en korkutucu resim, DANTE‘nin İlahi Komedya üçlemesinin CEHENNEM isimli kitabından esinlenerek Boticelli tarafından yapılan CEHENNEM HARİTASI (Malebolge)‘dır (solda tam resim, sağda ise resimden yakın plan kesit).
Resmin çerçevesi boyunca Dante’nin “GERÇEK, YALNIZCA ÖLÜMÜN GÖZLERİNDEN GÖRÜLEBİLİR” cümlesi yazılıdır.

Dante’nin sembolizm ve ikonografi açısından da çok zengin olan Cehennem kitabından etkilenerek resim yapan çok sayıda ressam arasında Rodin, Dali ve Doré de vardır. Michelangelo‘nun SISTINE ŞAPELİ‘ndeki resimlerindeki figürlerin birçoğu, Dante’nin tasfirlerinden alınmıştır (Solda Doré, sağda Michelangelo). 

-Floransa, modern İtalyan dilini oluşturan Dante‘nin tüm dünyasıydı ve hiçbir şehir Dante’yle FLORANSA kadar bağlantılı değildir. Dante’nin İlahi Komedya isimli kitabı, İncil’den sonra yeryüzünün en çok alıntı-taklit-dönüştürme yapılan eserdir. Cehennem adlı eserindeki tasvirler, ondan sonraki Hıristiyanların hayalindeki cehennemi belirlemiş, kiliseye gidenlerin sayısının 3 katına çıkmasına yol açmıştır.

-Floransa’nın merkezinde yan yana bulunan üç muhteşem incisi: Brunelleshi’nin kubbesine sahip Duomo (Santa Maria del Fiore); Giotto‘nun Çan Kulesi; Ghiberti‘nin Michelangelo tarafından Cennetin Kapısı şeklinde isimlendirdiği bronz kapıya sahip olan sekizgen üç katlı San Giovanni Vaftizhanesidir. [Tüm dünya vaftizhanelerinin sekizgen yapılmasının nedeni, Hıristiyanlıkta sekizin sembolik öneminden gelir: 6 gün dünyanın yaratılmasını, 7.gün Sept’i, 8.gün ise vaftizle yeniden doğuşu simgeler].

 
-Floransa’daki, önünde bariz erkek heykel (12 adet) egemenliğinin sergilendiği Palazzo Vecchio‘nun (13.yy) 500’ler salonunda bulunan Vasari‘nin yaptığı MARCIANO SAVAŞI tablosunun bir köşesine “ARA, BULACAKSIN” (cerca trova) sözü gizlenmiştir (sağdaki tabloda kırmızı kare ile işaretli alan).

-Venedik San Marco Basilikasındaki 4 AT (giriş kapısının üstündekiler taklittir), 13.yy’daki Haçlı Seferi’nde Latinlerin İstanbul‘dan yağmalama ile getirdikleri bronz atlardır. Sakız adasında yapılan (4.yy) ve Bizans imparatoru II.Thedosius tarafından  ve İstanbul-Hipodrom Meydanı‘na konulan (5.yy) heykel, 1254‘de Venedik‘e getirilmiş, 1797‘de Napoleon tarafından Paris‘e götürülmüş ve Fransızların 1815-Waterloo mağlubiyetinden sonra tekrar San Marco‘daki özel bölüme  yerleştirilmiştir.

Atların dekoratif yakalıkları, taşıma sırasında kesilen başları kamufle etmek üzere Venedikliler tarafından eklenmiştir.  


İstanbul’dan yağmalanıp San Marco’ya konulan koleksiyon 283 parçadır ve ikona, mücevher ve kadehlerden oluşur. 

 
Dönemin Venedik Dükası Henricus Dandolo, Hıristiyanlıkta körlerin koruyucusu ve uzun ömür sağlayıcı azize olan Santa LUCIA’nın kemiklerini de Istanbul’dan Venedik’e getirtmişti.
(solda: Santa Lucia yani St.Lucy; bir elindeki kasede gözler, diğerinde ise şeytana karşı zaferin sembolü palmiye dalı; başının üzerinde ise, isminin de anlamı olan ışık halesi var)  
(sağda: Dandolo’nun Ayasofya‘daki mezarı)

 
-İkiye bölünmüş bir dünya; KARŞIT GÜÇLERİN ŞEHRİ İSTANBUL: Dindarlarla laikler, eskiyle yeni, Doğu’yla Batı… Avrupa ile Asya arasındaki coğrafi sınırda duran EBEDİ ŞEHİR; DÜNYANIN DÖRT YOL AĞZI:

  
İsmi  Yunancada “Kutsal Bilgelik” (Hagia Sophia) anlamına gelen AYASOFYA’daki eski Hıristiyan resimleri ve bazılarının üzerleri sıvandıktan sonra üstlerine yazılan yazılar, İslam ve Hıristiyanlığın ana farklarından birinin sergilenişi gibidir:
SÖZ Hıristiyanlıkta BEDENE bürünmüş (Resim Sanatı), İslamda bedene bürünmeden KELİME‘de kalmıştır (Hat sanatı):

 

                                                                                                                
                                                      ******

                                                                          ******
 


Hermes‘in habercilik-ticaret asasında çift yılan ve çift kanat, Asklepios‘un Tıp asasında sadece tek yılan vardır. 
 

                                                          ******                                                                                                                
                                     
      -Bugün gelecek kuşakları daha yetenekli, daha dayanıklı, daha güçlü, daha zeki yapacak genetik dizileri aktive etme imkanına sahibiz. Bazılarının GELECEĞİN İNSANI olduğuna inandığı bu teorik bireylere TRANSHUMANIST (insanötesi) deniliyor. Genetik yapımızda her bir parça, henüz anlaşılamamış yollarla sayısız parçaya bağlıdır ve binlerce yıllık evrimle oluşmuş tek bir özelliği değiştirdiğimizde nasıl bir yıkıcı etkiyi tetikleyeceğimizi bilmemenin ciddi riskleri vardır. Öte yandan, genetik düzeltmeler yasalaştığı anda, dünyayı yöneten %1’LİK ULTRA ZENGİN kesimin aynı zamanda daha akıllı-güçlü-sağlıklı üstün bir tür haline gelmesi riski mevcuttur. Bu ise kölelik ve etnik temizlikle eşdeğer bir durum oluşturur.

-1920’lerde özel bir düşünce topluluğu olarak kurulan DIŞ İLİŞKİLER KONSEYİ‘nin (Council on Foreign Relations-CFR) üyeleri arasında, dış işleri bakanlarının neredeyse hepsi, yarım düzineden fazla başkan, CIA şeflerinin çoğu, senatörler, yargıçlar ve Morgan, Rockefeller ve Rothschield gibi efsane hanedarlar vardı ve yeryüzünün en nüfuzlu özel kulübü ünvanını almıştı. Halen gücünü korumaktadır ve genetikteki gelişmelerde etkili olabilacek en önemli aktörlerdendir.


                                                                        ******


Dünya nüfusu hızlanarak artmaktadır. 1800’lerde 1 milyar kişiye ulaşmak binlerce yıl, 1920’lerde 2 milyar kişiye ulaşmak 100 yıl, 1970’lerde 4 milyar kişiye ulaşmak 50 yıl almıştır. Halen 7 milyara ulaştık; hergün çeyrek milyon, her yıl Almanya nüfusu kadar insan katılıyor aramıza. KANSER HÜCRELERİ GİBİ ÇOĞALMAKTAYIZ.
Doğal kaynaklar azalırken talep artmakta, temiz su ve gıda bulmak giderek zorlaşmakta, sıcaklık ve CO2 miktarı yükselmektedir. 


İnsanlık bu riski görmezden gelmektedir. Çünkü beyin, kaldıramayacağı kadar stres üreten gerçekleri İNKAR etmeye meyillidir. ABD’nin en seçkin üniversitelerinden birinin öğrencilerine web üzerinden yapılan bir araştırmada, kuzey kutbu buzullarının erimesi ve bazı türlerin yok olmasına ilişkin haber içeren haberlerin olduğu sayfaları öğrencilerin hemen terk ettikleri ve spor, komik kedi videoları ve ünlülerin dedikodularını içeren eğlence sayfalarına yöneldikleri gözlenmiştir. 

Sağlık kuruluşlarının fakir Afrika topluluklarına yaptığı nüfus planlama çalışmaları bile, din adamları tarafından hekimlerin hemen arkasından boşa çıkarılmaktadır.
 
İnsanlığın geneliyle birlikte devletlerin yöneticileri de aynı İNKAR tavrı içindedir; İNKAR SALGIN HALİNE GELMİŞTİR ve NÜFUS ARTIŞI ÇOK YÜKSEK BİR RİSK OLUŞTURMAKTADIR.



Reklamlar
Categories: CEHENNEM, Dan Brown, Roman | Yorum bırakın

Yazı dolaşımı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: