Eduardo Galeano LATİN AMERİKANIN KESİK DAMARLARI



EDUARDO GALEANO, Yazar-Gazeteci, ISP(Uruguay)-1971, TR-2013(4. Basım), Çitlembik Yayınları, Çeviren : Atilla Tokatlı-Roza Hakmen, 357.


(Bekir Kuru hazırlamıştır)


İspanyolların karaya ayak bastığı yıllarda AZTEK, İNKA ve MAYA uygarlıklarındaki tapınaklar Mısır piramitlerinden daha yüksek bir teknik bilgi düzeyini ortaya koyar.

Yeni sömürgelerden koparılıp alınan madenler, Avrupa’nın ekonomik gelişimini hızlandırdı ve hatta denilebilir ki, mümkün kıldı. Büyük İskender’in Pers hazinelerini Helen dünyasına kazandırmasının sonuçlarıyla dahi kıyaslanamayacak kadar belirleyici olmuştur.

Avrupalıların “Gümüş kaynayan tepe”hayali, 1545’teşimdiki Bolivya’da POTOSİ’nin keşfiyle gerçek olacaktı. Gümüş madenlerinin olduğu POTOSİ’nin zenginliği, üç asır içinde SEKİZ MİLYON İNSANIN ÖLMESİNE yol açtı. 4090 metre yükseklikte kurulu Potosi’nin nüfusu 1573 sayımında 160.000 idi. Yüksek And çöllerinin ortasında kurulalı 28 yıl olmuştu henüz ve kent büyülü bir değnek ile yönetiliyormuş gibi, Londra ile aynı nüfusa sahipti, Paris’ten daha kalabalıktı.





Yerliler kendi zenginliklerinin gazabına uğradılar; aslında Latin Amerika’nın acıklı tarihinin özeti de budur. Kendi altın-gümüş madenlerinde yorgunluktan ölene dek çalışacaklardır. Yerliler beyaz efendilerinin kendilerine dayattığı yazgıyı sezmiş, onlardan önce davranarak hem çocuklarını öldürmüş, hem de yığınlar halinde intihar etmişlerdir.

Yerliler, uygarlığın temsilcileri olarak hastalığı ve şiddeti tanıdılar. YERLİ için bugün de BEYAZLARLA İLİŞKİ, ÖLÜMLE İLİŞKİ demektir.





1616-19 yılları arasında Latin Amerika’da görevli bir vali, civa madenlerinden birinin çalışma koşulları üzerine yazdığıraporda: omuriliğe kadar sızan zehir, kolları ve bacakları zayıf düşürüyor ve sürekli bir titremeye yol açıyor, işçiler genellikle dört yıl sonunda ölüyorlar diyordu.


Brezilya’daki kaçak köleler, ülkenin kuzeydoğusundaki Palmares’de ZENCİ CUMHURİYETİ kurdu (1693). Zenci devletinde toprak mülkiyeti ortaktı ve para diye bir şey yoktu. Dünya tarihinin en uzun süren köle ayaklanmasıdır.

1791’in sonbaharında Haiti’de devrim patlak verdi. Ayaklanan köleler Fransız birliklerini okyanusa döktüler. Haiti devrimi Fransız devrimi ile aynı zamana rastladı.

Avrupa’da ticari sermayenin birikiminde diğer önemli etken, Amerika’ya yapılan KÖLE TAŞIMACILIĞI olmuştur. 19. Yüzyıl başına kadar Brezilya’ya getirilen Afrikalı sayısı 5 ila 6 milyon arasındaydı. Gemilerle yolculuk sırasında sayısız Afrikalı salgın hastalıklardan ve beslenme yetersizliğinden ölüyordu. Bir kısmı yemek yemeyerek, kendilerini zincirleriyle asarak ya da köpekbalıklarının kaynaştığı okyanusa kendilerini atarak intihar ediyorlardı.






ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ, KÖLE ve ŞEKERDEN oluşan ticaret üçgeninden sağlanan SERMAYE BİRİKİMİ, BUHARLI MAKİNELERİN İCADINA olanak sağladı.
İngiliz kaynaklarına göre, belli dönemlerde Londraya giren Brezilya altını haftada 25 bin kiloya ulaşıyordu. Bu olağanüstü birikim olmasaydı, İngiltere Napolyon ile baş edemezdi.


Şeker kamışı plantasyonlarına yer açmak için ormanlar yakılınca, BİTKİ VE HAYVAN NESİLLERİ TÜKENDİ. Yoğun tarım, TOPRAĞI HIZLA KURUTTU.
Şeker kamışından sonra, Kahve ve Muz için de ORMANLAR YOK EDİLDİ.
1823’te Londra’da uzun sürecek bir bayramın başlangıcı yaşanıyordu. Napolyon birkaç yıl önce kesin yenilgiye uğratılmış, dünyada PAX BRITANNICA (Britanya Barışı) açılmıştı.
İngiltere kurduğu sistemle DÜNYANIN FABRİKASI olmuştu: Dünyanın her yerinden gelen hammaddeler İngiltere’de işleniyor, mamul maddeler dünyanın her yerine gönderiliyordu. Pazarlarda serbest rekabetin ortaya çıkması, ancak İngiltere’nin EN KOYU KORUMACI YASALARI desteğinde TEKSTİL ENDÜSTRİSİNİ geliştirmesinden sonra gerçekleşmişti. Başlangıçta, İngiliz endüstrisi henüz rekabet edebilecek düzeyde değilken, ham yün ihraç eden İngilizlerin sağ eli kesilirdi. Aynı suçu tekrar işleyenler ise asılırdı. Cesetler gömülmeden önce, rahip kefenin İngiliz malı olup olmadığını kontrol etmek zorundaydı.

Ticaret özgürlüğü, Latin Amerika’da doğmakta olan ulusal endüstriyi öldürdü.

Gelişmiş kapitalist ülkelerde endüstriyel burjuvaziye özgü “girişimcilik anlayışı”,Latin Amerika’da devlete özgü bir kavram oldu. Devlet, var olamayan bir toplumsal sınıfın yerini alarak halk yığınlarını harekete geçirdi ve endüstrileşmeye önayak oldu.
Paraguay yıkımına kadar Latin Amerika’da olağanüstü bir örnekti. DIŞ SERMAYENİN BOZMADIĞI TEK ÜLKE PARAGUAYİDİ. Diktatör Dr.Francia’nın uzun süren katı yönetimi sırasında (1814-1840), bağımsız ve kalıcı bir ekonomik gelişme sağlanmıştı. Sınırsız gücü olan devlet, ulusu örgütlemek, kaynakları yönlendirmek ve geleceği belirlemek görevlerini, olmayan ulusal burjuvazinin işlevini üstlenmişti. Paraguay, dilenci, aç ve hırsızların olmadığı tek Latin Amerika ülkesiydi. Oligarşi’nin yok edilmesi temel ekonomik kaynakların devletin elinde toplanmasına ve özerk bir kalkınmaya olanak sağladı. Ülkenin bir centavo bile dış borcu yoktu. Paraguay topraklarının yüzde 98’i kamuya aitti. Toprağı işleyip sürekli yerleşmek ve satmamak koşuluyla, devlet toprağın tasarruf hakkını köylülere veriyordu.

İngiltere’nin desteklediği Arjantin, Brezilya ve Uruguay orduları 5 yıl sonunda Paraguay’ı yenilgiye uğrattı. Paraguay devlet başkanı ormanda katledildiğinde, “Yurdumla birlikte ölüyorum!” diye haykırıyordu. İşgal orduları Paraguay halkını yok ettiler. Savaşın başında Paraguay’ın nüfusu neredeyse Arjantin’e eşitti. 1870’te, hayatta kalan Paraguay’lıların eski nüfusun altıda birini aşmıyordu.




Meksika savaşta (1846-48) bugün ABD’ye ait olan birçok eyaletini kaybetti: California, Colorado, Arizona, New Mexico, Nevada ve Utah gibi. O günden beri yaygın olan bir deyiş, “Zavallı Meksika! Tanrı’dan öylesine uzak, ABD’ye de o denli yakın.




1850’lerde korsan William Walker, Morgan ve Garrison adlı bankerler adına Orta Amerika’yıkuşattı. Başında bulunduğu çetenin adı “Amerikan Ölümsüzler Tugayı” idi. Walker, ABD hükümetinin yarı resmi desteğiyle, çalarak, öldürerek, yakarak ele geçirdiği Nikaragua, El Salvador ve Honduras’ın başkanı ilan etti kendini. İşgal ettiği bölgelerde köleci sistemi yeniden kurarak, ülkesinin kısa süre önce Meksika’da başlattığı “insanlık görevini” sürdürdü; ALÇALMAK SURETİYLE YÜKSELDİ (C.Fuentes’ten).
19. yüzyılda Amerikan İç Savaşı’tan(1861-65) galip çıkan, Kuzey Amerika uygarlığının çekirdeği NEW ENGLANDsakinleri hiçbir zaman AVRUPA KAPİTALİST BİRİKİMİNİN SÖMÜRGECİ ARACILARI ROLÜNÜ OYNAMADILAR. Amaçları, başından beri, KENDİ GELİŞMELERİ ve YENİ TOPRAKLARININ KALKINMASI idi. Kuzey’in 13 kolonosi, Avrupa’da endüstriyel gelişimin emek piyasasından attığı köylüler ve zanaatkâr’lar ordusu için bir sığınaktı. Okyanusun öteki yanındaki BU YENİ TOPLUMUN TEMELİNİ ‘ÖZGÜR İŞÇİLER’ OLUŞTURDU. Buna karşılık, İspanya ve Portekiz Latin Amerika’da önemli bir ‘KÖLE İŞGÜCÜ’ne sahipti.


1909’da, Meksika’da toprakların bir bölümüne daha el konmasını öngören bir yasanın çıkması üzerine ülkenin en iyi at terbiyecisi olarak ün yapmış, dürüstlüğü ve cesareti ile herkesin saygısını kazanmış olan EMILIANO ZAPATA gerilla lideri oldu. Güneyliler, “liderleri Zapata’nın atının kuyruğuna takılarak ”hızla bir kurtuluş ordusu oluşturdular. Zapata ve PANCHO VILLA, “Güneyin Attilası” ile “Kuzeyin Kentauru” Meksika’ya girerek bir süreliğine iktidarı ele geçirdiler.
Zapata, 1919’da bir kumpas ve ihanete kurban gitti. Pusuya düşürülerek bin kişi tarafından yaylım ateşe tutuldu.




1922’de (Latin Amerika’da) petrol fışkırmaya başladı ve ülkeyi egemenliği altına aldı. İspanyol kâşiflerinin umutları, yeni servetin bolluğuyla, dört asır sonra gerçekleşmiş oluyordu. Yüzyıllar önce altınlar içinde yüzen prensi arayıp bulamamak onları öyle bir hale getirmişti ki, Maracabio Köyü’nü Venedik sandılar. Venezüella (küçük Venedik), adını bu yanılgıya borçludur.






1934‘de Başkan, gerilla liderini (Sandino) Managua’da (Nikaragua) bir toplantıya çağırdı. Sandino yolda pusuya düşürülerek öldürüldü. Katil Somoza, öldürme emrini ABD Elçisi’nden aldığını açıkladı. [1979’da,Nikaragua’da Sandinistalar (adlarını Sandino’dan alırlar) Somoza’yı devirerek devrim yaptılar]







Bogota’da (Kolombiya) çıkan isyana (1948) “Bogotazo” denilir. Hükümetin yolladığı polis ve askerler, “Tohumuna kadar yok edin”, talimatına uyup erkeklerin hayalarını kesiyor, hamile kadınların karınlarını yarıyor, bebekleri havaya atıp süngülerinin ucuna takıyorlardı.
Guatamela’da toprak reformu yapmak isteyen Arbenz iktidardan düşürüldü (1954) ve gerilla hareketlerini “kuşatma ve yok etme” planı gereğince canlı tek adam bırakılmadı; insanlar bıçaklanarak bağırsakları deşildi, derileri yüzüldü, ateşe tutulup yakıldı.
Venezüella’da, Rockefeller’in petrol firmasının karı 1957’de toplam yatırımların yarısıydı. Devrimci cunta, büyük işletmelerden alınan gelir vergisini %25’ten %45’e çıkardı. Buna karşılık, firma derhal Venezüella petrolünün fiyatını düşürerek işçileri topluca işten çıkardı.





1959 da Küba’da devrim oldu (UNESCO’ya göre Latin Amerika’da en yüksek okuryazarlık oranı ve okullaşma oranı Küba’ya aittir).







Peru’da, 1960’ta BALIK UNUNA rağbet, MARTI ve PELİKANLARI yok etti. Kıyılardaki hamsi sürüleri kısa sürede tüketildi, bunlardan elde edilen unla, ABD ve Avrupa’daki DOMUZLAR ve KÜMES HAYVANLARI beslendi. Kuşlar beslenebilmek için balıkçıları izliyor, bir süre sonra yorgunluktan suya düşerek ölüyorlardı.
1965’te, bir başka şeker üreticisi olan Dominik Cumhuriyetinde askeri darbeyle devrilen başkanın yeniden iktidara gelmesi için ayaklanan yurtseverlere karşı 40 bin ABD deniz piyadesi ülkeyi istila etti; kuşatılan yurtseverler göğüs göğüse çarpıştılar ve 4 bin ölü verdiler. Yeni bir Küba’nın yeşermeye başlamış tohumlarını hemen ezmek gerekiyordu.
Time dergisi, yabancı kapitalistlerin 1967’den önce Amazon ormanlarında, hektarı 17 centavo’dan aldıkları toprakların, Connecticut, Rhode Island, Delaware, Massachusetts ve New Hampsshire eyaletlerinin kapladıkları toplam alandan daha geniş olduğunu belirtiyordu.




Venezüella kapitalist dünyanın endüstriyel mekanizmasını harekete geçirmek üzere her gün 3.5 milyon varil petrol üretir. DÜNYA KAPİTALİZMİ, BU KADAR KISA SÜREDE HİÇBİR ÜLKEDEN BU KADAR BÜYÜK KAZANÇ SAĞLAMAMIŞTIR. Rangel’e göre Venezüella’dan akan kar, İspanyol’ların Bolivya-Potosideki gümüş madenlerinden, İngilizlerin Hindistan’dan elde ettiği zenginliği geçer.




Yazar Rudolf Walsh, açık mektubunda, “Arjantin’de devlet terörü, 15 bin kayıp, 10 bin tutuklu, 4 bin ölü ve 10 binlerce sürgüne yolaçmıştır” diyordu. Mektup 29 Mart 1977’de cuntanın 3 başkanına gönderildi. Walsh aynı gün kaçırıldı ve ortadan yok oldu.





Şili’de insan avı, 30 bin cana mal oldu. Arjantin’de ise, kaçırarak yok etme yöntemi kullanılıyor. Uruguay’da solcu olarak fişlenen 300 bin yurttaş sürgün edildi; Uruguay’da 100 bin polis ve askerin dışında 100 bin de muhbir vatandaş bulunmaktadır.


                                                   


                                                       
                                                   *****




ABD BÜTÜNSEL BİR GELİŞME GÖSTERİRKEN LATİN AMERİKA’NIN PARÇALANMASININ AÇIKLAMASI, “ÖNEMLİ OLMAMANIN ÖNEMİ” kavramında yatar. Çünkü Kuzey Amerika’da, İngiliz göçmenleri yerleştiği kıyı bölgelerinde ne altın, ne gümüş, ne örgütlenmiş işgücü kaynağı olabilecek yerli yerleşimleri, ne de verimli topraklar vardı. İngiltere için küçük bir Antil adası, ekonomik açıdan ABD’nin temeli olan 13 koloninin tümünden daha önemliydi.
Bu koşullar, ürettikleri zenginliği dışarıya aktarmayan ABD’nin özerk bir ekonomik yapı içinde birleşerek gelişmesini açıklar. Kuzeydeki kolonilerin ekonomik önem taşımaması bu kolonilerin ihracatının hızla çeşitlenmesine ve endüstrinin kısa sürede gelişmesine yol açtı. Kuzey Amerika’da yeni gelişen endüstri, henüz bağımsızlık ilan edilmeden önce, korumacılıktan yararlandı. Buna göz yuman İngiltere, Antil Adaları’nda bir iğnenin bile üretilmesine izin vermiyordu.

Ciğerlerin havaya gereksinimi olduğu gibi, Kuzey Amerika ekonomisinin de Latin Amerika madenlerine gereksinimi vardı. Astronotlar aya ilk kez bastıktan sonra, Temmuz 1969’da Werner von Braun ABD’nin belirli bir amaçla uzayda bir merkez kurmayı tasarladığını açıklıyordu:“Bu eşsiz gözleme platformundan yeryüzünün bütün zenginliklerini inceleyeceğiz. Bilinmeyen petrol kuyularını, bakır ve çinko madenlerini…”



ABD’de hiçbir yabancı banka ABD yurttaşlarının tasarruflarını kabul edemez. Buna karşılık Kuzey Amerikan Bankaları, sayısız şubeyle Latin Amerikalıların tasarruflarını istedikleri gibi kullanırlar.
Latin Amerika ve diğer ülkelere ticaret özgürlüğü ve serbest rekabet doktrinlerini empoze eden ABD yaydığı doktrini kendisi uygulamaz. Kendi ülkesinde tekelleri dev sübvansiyon ve fiyat sistemiyle korur; ayrıca yüksek gümrük vergileri ve çok sayıda ticari kısıtlamayla dış ticarette de saldırgan bir KORUMACILIK uygular.

Günümüzde, Baran ve Sweezy’nin de ortaya koydukları gibi, emperyalizm egemenlik kurduğu ülkelerden SERMAYE İTHALİ yapmaktadır.

Uluslar arası pazarda çok uluslu şirketler bir diktatörlük kurmuştur. Sweezy, buşirketlerin çok sayıda ülkede etkinlikte bulundukları için uluslar arası olduklarını, ama mülkiyet ve denetimleri açısından ulusal nitelikte olduklarını belirtiyor.
Latin Amerika toprakları, kapitalizmin vahşi çocukluk dönemine değil, kanlı yaşlılık dönemine tanık olmakta. Azgelişmişlik, gelişmenin bir aşaması değil, bir sonucudur.
Paçavralar içindeki bir çocuk, Rio de Janeiro’da yeni açılan dünyanın en uzun tüneline hayranlıkla bakarken ülkesi ile gurur duyar, ama okuma yazma bilmeyen bu çocuk karnını doyurmak için hırsızlık yapmak zorundadır.
Yürüyen bir merdiven sanki cennete gidiyormuş gibi görünebilir, ama göz kamaştıran her şey karın doyurmaz.





İnsanlık tarihinde her YIKICI hareket, karşılığını er ya da geç YARATICI BİR  HAREKETTE bulur.

Reklamlar
Categories: Eduardo Galeano, LATİN AMERİKANIN KESİK DAMARLARI | 1 Yorum

Yazı dolaşımı

One thought on “Eduardo Galeano LATİN AMERİKANIN KESİK DAMARLARI

  1. Çok önemli bir kitap. 2 kez okudum.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: