Alain de Botton – STATÜ ENDİŞESİ





ALAIN DE BOTTON, Yazar, ING-2003, TR-2005 (1.Baskı), Sel Yayın, Çeviren: Ahu Sıla Bayer, 332 sf.







“İnsan, VAZGEÇEBİLDİĞİ eşya oranında zengindir” (H.Thoreau’dan).

-Yalnız ve yalnız bize ahlaklı ve erdemli bir yaklaşım sergileyen, sağduyuyla ve akıl gücüyle hareket etmesini bilen insanları göreceğimize; gelenek göreneklerin etkisinde kalmayan, toplumun sahte nezaketinin gerektirdiği törenleri ve saçmalıkları es geçebilen insanlarla görüşeceğimize karar verdiğimizde; yani bir kez bu kararı verdiğimizde (zaten bu kararı vermezsek eğer, yaşamımızı salaklık, zayıflık ve kötü niyetle geçirmek zorunda kalırız) hemen hemen tamamını YALNIZ geçireceğimiz bir yaşam ile baş başa kalırız (Chamfort’tan).


-Schopenhauer bu yalnızlık olasılığını seve seve kabul ederek, “Dünyada tek bir seçim vardır: Kişi ya yalnız olmayı ya da kalabalığı seçer” diyor.
-Yalnız yaşayan bir adamın toplumdan nefret ettiği (mizantropi) söylenir çoğu kez. Oysa haydutların gezdiği bir ormanda yürümeyi sevmeyen bir adamın yürümekten hiç hoşlanmadığını söylemek gibi bir şeydir bu (Chamfort’tan).


İnsanları MAAŞLARINA göre şerefli ve şerefsiz diye yaftalamaya hakkımız yoktur. Bir insanı zengin eden, ötekini ise sürüm sürüm süründüren koşullar, sayısız DIŞ KOŞULUN yanı sıra o insanın içsel KİŞİLİK özelliklerinin bir araya gelmesinden oluşan kocaman bir bütündür.





Bohemlerin BAŞARI konusuna yaklaşımı, belki de en çarpıcı olanıdır: “Başarılı kişiler aslında, seyircinin kusurlu yönlerine hitap etmeyi ve seyirciye yaltaklanmayı becermiş kişilerdir; bir kişinin ticari başarıya ulaşmış olması, etik ve hayal gücü açısından ne derece kısır olduğunu gösterir”.




-Egemen düşünce, egemen sınıfın düşünceleridir ve İDEOLOJİKTİR; yani, tarafsız olduğu izlenimi uyandırırken aslında derinden derine TARAF tutmakla meşgul olan önermedir. İdeoloji, toplumun içine RENKSİZ-KOKUSUZ BİR GAZ GİBİ YAYILIR; eğer politik hissiyatımız gelişmemişse onları fark etmek zordur. İdeoloji, gazetelerin, reklamların, televizyon programlarının ve yazılmış metinlerin içine sinmiştir ve adaletsiz ve mantıksız şekilde taraf tutar.






-Endüstriyel üretimdeki ve politik  organizasyonlardaki değişimlerin sonucu ortaya çıkan modern statü idealinin ideolojisi, iyi bir yaşamın nasıl sürdürülmesi gerektiği konusunda derinden derine gayet taraflı hatta bazen önyargılı bir kavramsallaştırmaya sahiptir; etrafa önermeler, imgeler ve mesajlar yayarak,  üzerimizde tahmin ettiğimizden  çok daha büyük bir etki bırakır.






-Uyanık bir politik akıl, “gerçekten böyle mi olmak zorunda?” diye sorar; bizi baskı altına alan ve uzun vadede bizi acılar içinde yaşamaya mahkum eden durumun, toplumdaki değişebilir bazı güç dengelerinin sonucu olduğunu fark ederek statünün daha eşit bir biçimde paylaştırılmasının arayış ve talebine girer.



-Bernard Show, “çocukluktan beri bize aşılanan şu yanılsamadan, tepemizdeki kurumların bizi saran hava gibi doğal olduğu yanılsamasından, akıllarımızı temizlememiz gerekiyor” diyerek, bu ideolojik yapıya dikkat çekmiştir. 




-Politik bir bakış açısıyla, ideolojiyi fark ederek meselelere yaklaşıldığında, YANLIŞ OLANIN BİZİM KARAKTERLERİMİZ DEĞİL, EGEMEN DÜŞÜNCENİN KENDİSİ olduğunu görmeye başlarız. Bu da kendi kendimizi acımasızca yargılayıp kurban etmemizi, pasifleşmemizi ve kafamızın karışmasını engeller. 

İdeolojinin anlaşılması çabasının sonunda varılmak istenen nokta, saygının ve şerefin, upuzun sırıklarla yürüyen ve yaşama tepeden bakan insanlara layık görülmediği bir dünya yaratmaktır.




Kendi minicik statü endişelerimize, binlerce yıllık bir zaman dilimini göz önünde bulundurarak baktığımızda, az bulunan, gönül ferahlatan bir etki doğar: Kendi önemsizliğimiz, apaçık gözümüzün önündedir artık. 




-Tıpkı harabeler gibi, muazzam büyüklükteki doğal güzellikler de endişelerimizi biraz olsun dindiren bir etki yaratırlar. Çünkü harabeler ZAMANIN SONSUZLUĞUNU, yüce doğal güzellikler de MEKANIN SONSUZLUĞUNU temsil ederler. Onların yanında durduğumuzda, zayıf ve kısacık ömürlü bedenlerimiz, güvelerin ya da örümceklerin bedenleri gibi önemsiz görünür gözümüze.

Önemsizlik hissini yenebilmek için, kendimizi daha önemli bir konuma getirmeye uğraşmak yerine, HERKESİN EŞİT DERECEDE ÖNEMSİZ OLDUĞUNU KAVRAMAK gerekir. 





Reklamlar
Categories: Alain de Botton, STATÜ ENDİŞESİ | 3 Yorum

Yazı dolaşımı

3 thoughts on “Alain de Botton – STATÜ ENDİŞESİ

  1. Thank you so much Little Dragon:)

    Beğen

  2. I've ordered it from http://www.idefix.com 🙂

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: