YAŞAM VE YAZGI, Vasili Grossman, 3.Kitap, (Roman)

 

 

VASİLİ GROSSMAN, Gazeteci-Yazar-Kimya Müh., RUS-1980, TR-2012, Can Yayın, Çeviren: Ayşe Hacıhasanoğlu, 359 sf.

                                            

 

(Savaşta) Ölümün karşısına çıkmak, ondan saklanmamak, tersine ölüme koşmak ne kadar can sıkıcı, ne kadar fecidir. Gencecik ölmek ne korkunçtur! Yaşamak, hep yaşamak istenir. O kadar az yaşanmış genç bir hayatı koruma istediğinden daha güçlü bir istek yoktur dünyada. Bu istek düşüncelerde değildir, bu istek düşünceden daha güçlüdür, insanın soluğundadır, burun deliklerindedir, gözlerindedir, kaslarındadır, oksijeni açgözlülükle yakan kanındaki hemoglobinindedir. Hiçbir şeyle kıyaslanamayacak kadar, ölçülemeyecek kadar büyüktür.

 

Alman ordusunun Stalingrad’da (Volgagrad) kuşatılması, savaşın akışında bir dönüm noktası oldu. Stalingrad Zaferi, savaşın sonucunu belirledi, ancak muzaffer halkla muzaffer devlet arasındaki sessiz tartışma devam ediyordu. İnsanın YAZGISI, insanın özgürlüğü bu tartışmaya bağlıydı.
…Stalingrad Savunmasında heyecanın doruğuna tırmanan halk savaşı, Stalin‘e devlet milliyetçiliği ideolojisini açıkça ilan etme olanağı vermiştir.

 

-(Savaş’ta Stalin’in güçlenmesi üzerine) …herkes böyle yapıyor (Stalin’e biat ediyor), edebiyatta da, bilimde de, parti liderleri de ve sizin çok sevdiğiniz müzikte Şostakoviç de hatalarını(!) itiraf ediyor, pişmanlık mektupları yazıyor ve itiraf ettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi çalışmaya devam ediyor.

-Ama GÖRÜNMEYEN BİR GÜÇ (Stalin’in gücünün yaygınlığı) onu eziyordu. Bu gücün HİPNOTİZE EDİCİ ağırlığını hissediyordu. Bu güç, KENDİ İSTEDİĞİ GİBİ DÜŞÜNMEYE ve KENDİ DİKTE ETTİKLERİNİ YAZMAYA zorluyordu. Bu güç ONUN İÇİNDEYDİ, yüreğini donduruyordu, iradesini zayıflatıyordu… 
…Bu güce boyun eğenlere ancak böyle bir gücü üzerinde hissetmeyenler hayret edebilir. Böyle bir gücü üzerinde hissetmiş olan insanlar başka bir şeye bir an olsun parlayabilme gücüne, öfkeyle ağızdan çıkmış bir söze, ürkek ve hızlı bir protesto jestine hayret ederler. 

-Söyleyin bana, eğer her yerde hazır ve nazır olan ve her şeyi bilen bir varlık (Stalin), bizim şimdiki zoolojik kendimize güvenimizle ve bencilliğimizle, sınıfsal, ırksal, devletsel ve bireysel BENCİLLİĞİMİZLE kalacak olursa bu varlığın gücü dünyaya ne kazandıracaktır? Bu insan bütün dünyayı galaksinin bir toplama kampına çevirmeyecek midir? 

– …bizim en büyük derdimiz, VİCDANIMIZIN SESİNE UYMADAN yaşamamız. Düşündüğümüz şeyi söylemiyoruz. Bir şey hissediyoruz, ama başka bir şey yapıyoruz. …bizler 1937‘de binlerce suçsuz insan idam edildiğinde (Stalin) sustuk. En iyi insanlar sustular! …Genel kolektifleştirme sırasında da sustuk. …SOSYALİZM sadece ağır sanayi demek değildir. Öncelikle VİCDAN HAKKIDIR. Eğer kendisinde VİCDANLI DAVRANMA GÜCÜ bulabilirse bir MUTLULUK kabarması hisseder.

 

 

-Ona öyle geliyordu ki, biraz önce parmaklarını öptüğü bu KADIN, yaşamında istediği, HAYAL ETTİĞİ HER ŞEYİN, bilimin de, şöhretin de, herkes tarafından tanınma sevincinin de YERİNİ ALABİLİRDİ.

 

Kalmuklar (Hazar batısına göç etmiş Moğollar) Alman düdüğü çalıyorlardı. …Rusları yakalamaya çalışıyorlardı. Oysa Sovyet yönetiminin onlara vermediği ne kaldı! Hırpani göçebelerin, frenginin, kara cahilliğin kol gezdiği bir ülkeydi burası. İşte Kurdun karnını istediğin kadar doyur, yine de gözü bozkırda oluyor. İçsavaş sırasında da Kalmuklar hemen hemen hep Beyazların (Devrim karşıtları) yanındaydılar… Oysa halkların dostluğu falan denilerek ne çok para harcandı. 

 

 

Akşam ışığı, olan bitenin içyüzünü ortaya çıkarma, görsel izlenimi bir tabloya, bir öyküye, bir yazgıya dönüştürme özelliğine sahiptir. Batmakta olan güneşte çamur ve is lekeleri yüzlerce sesle konuşur, insanın yüreği sızlar, uzaklaşan mutluluğu, ölenlerin geri gelmeyeceğini, yapılan hataların acısını, umudun sonsuz güzelliğini görürsün.

 

– …bizde Hamletvari ikilemleri, kuşkuları, kararsızlıkları yüzünden entelektüellerle alay etmek hoş karşılanır. Ben de gençliğimde bu özelliklerimden nefret ederdim. Şimdi ise farklı düşünüyorum: İnsanlar, büyük buluşları da, büyük kitapları da kararsız ve kuşkucu kişilere borçludurlar. …Onlar da gerektiğinde en az sağlam iradeli ve kararlı insanlar kadar ateşin üstüne, merminin altına yürürler.

 

 

– …ÖFKEYE KAPILMIŞ DEVLET, onun yalnızca özgürlüğünü, huzurunu değil, aklını, yeteneğini, kendine güvenini de elinden alabilir, onu renksiz, kafasız, bezgin bir insan haline getirebilir.

 

-Onun (Stalin) TEK BİR SÖZÜ ÜZERİNE, koca koca inşaatlar yapılıyor, ağaçlar kesiliyor, yüz binlerce insan kanal açıyor, kentler kuruyor, kutup gecelerinin hüküm sürdüğü, ebedi olarak donmuş diyarlarda yol açıyorlardı. O, yüce bir DEVLETİ KENDİNDE İFADE EDİYORDU! Stalin Anayasası’nın güneşiStalin’in partisiStalin’in beş yıllık planlarıStalin yapılarıStalin stratejisiYüce bir devlet kendini onda, onun karakterinde, onun alışkanlıklarında ifade ediyordu.
Rusya bin yıldır sınırsız mutlakiyet ülkesi, çarların ve gözdelerinin ülkesiydi. Ancak BİN YIL BOYUNCA RUSYA TARİHİNDE STALİN’İNKİNE BENZER BİR GÜÇ OLMAMIŞTI.

1937‘de partiden uzaklaştırılarak ya da baskı yapılarak tasfiye edilenlerin yerine gelen yeni parti üyesi tipini biliyordu. Bunlar ondan farklı bir yapıda insanlardı. Başka kitapları farklı biçimde okuyorlardı. Okumuyorlar, “ÜZERİNDE ÇOK ÇALIŞIYORLARDI”. YAŞAMIN MADDİ NİMETLERİNİ SEVİYORLAR ve değerini biliyorlardı. …Yabancı dil bilmiyorlardı. Aralarında zeki insanlar vardı, ama sanki asıl ÇALIŞMA GÜÇLERİNİ DÜŞÜNCEDEN, AKILDAN DEĞİL, PRATİK YETENEKLERİNDEN VE KURNAZLIKLARINDAN, görüşlerindeki KÜÇÜK BURJUVA SAĞDUYUSUNDAN alıyorlardı.

 

Yaşamın yıkıldığı o acı anda bir kadının verebileceği SEVGİNİN gücünü anlamıştı. İnsanın KARISI! Demir ayaklar altında çiğnenen bir insanın sadece karısının gözünde bir değeri vardır. Her yanı tükürük içindedir, ama karısı karmakarışık olmuş saçlarını tarar, acı dolu gözlerinin içine bakar.

 

Devrimin canlı bedeninden derisi yüzülüyor, yeni dönem bu derinin içine süzülmek istiyor, proleterya devriminin kanlı canlı eti, dumanı tüten iç organları ise çöpe atılıyordu, yeni dönemin onlara gereksinimi yoktu. Devrimin derisi gerekliydi, bu deriyi de insanlardan diri diri yüzüyorlardı. Devrimin derisini üzerlerine çekenler, onun sözleriyle konuşuyorlar, onun hareketlerini yineliyorlardı ama farklı bir beyne, farklı ciğerlere, böbreklere, gözlere sahiptiler.       

 

 

Ruh ve beden birleşik kaplar gibidir ve saldıran taraf, insanın fiziksel yapısının savunmasını yıkarak, ezerek açılan gediğe kendi hareketli araçlarını her zaman başarıyla sokar, insanın ruhunu ele geçirir ve kayıtsız koşulsuz teslim olmak zorunda bırakır.

 
Her gün, her saat, yıldan yıla insan olma, iyi ve dürüst olma hakkı için mücadele etmek gerekir. Bu mücadelede gurur da, kibir de olmamalı, bir tek alçakgönüllülük bulunmalı. Ama eğer o çaresiz an gelip çatarsa insan ölümden korkmamalı, insan olarak kalmak istiyorsa korkmamalı.

 

ÖLENLERİN İNSAN OLARAK YAŞAYIP İNSAN OLARAK ÖLMEYİ BAŞARMALARI: Dünyada daha önce var olmuş ve bundan sonra da var olacak olan, gelecek ve gidecek olan TÜM AZAMETLİ VE ZALİM GÜÇLERE KARŞI İNSANIN ACI AMA SONSUZ ZAFERİ İŞTE BUDUR.


Reklamlar
Categories: 3.Kitap, Vasili Grossman, YAŞAM VE YAZGI | Yorum bırakın

Yazı dolaşımı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: